Tarih Yazımı ve Kaynak Eleştirisi

Orta Çağ'da İşçilere İş Kazası Tazminatı Ödeniyordu: Floransa Katedrali'nin 600 Yıllık Kayıtları

Floransa Katedrali'nin inşaat kayıtlarını inceleyen yeni bir araştırma, Orta Çağ'da işçilerin ağır para cezaları ve hapis yaptırımlarıyla karşılaşırken iş güvenliği önlemlerinden ve yaralanma durumunda maddi yardımlardan da yararlanabildiğini ortaya koydu. Belgeler, Sanayi Devrimi'nden yüzyıllar önce çalışma koşullarının nasıl düzenlendiğine ilişkin dikkat çekici bilgiler sunuyor.

Kör Tarih · 3 Kasım 2026

Floransa Katedrali (Santa Maria del Fiore), Brunelleschi'nin ünlü kubbesinin 1436'da tamamlanmasından kısa süre sonra, 1440'lı yıllara tarihlenen resimli bir el yazması olan Codice Rustici'de tasvir ediliyor.
Floransa Katedrali (Santa Maria del Fiore), Brunelleschi'nin ünlü kubbesinin 1436'da tamamlanmasından kısa süre sonra, 1440'lı yıllara tarihlenen resimli bir el yazması olan Codice Rustici'de tasvir ediliyor.Görsel kaynağı · Wikimedia Commons (Kamu malı).

İtalya'daki Floransa Katedrali'nin inşaatına ait yüzlerce yıllık belgeler, Orta Çağ işçilerinin çalışma hayatına ilişkin yeni ayrıntılar ortaya çıkardı. Siena Üniversitesinden tarihçi Leonardo Ridolfi'nin araştırmasına göre, katedralin yapımında çalışan ustalar ve işçiler sıkı disiplin kurallarına tabiydi. Ancak aynı dönemde, tehlikeli çalışma koşullarını azaltmaya yönelik önlemler uygulanıyor ve iş kazalarında yaralanan çalışanlara maddi destek sağlanıyordu.

Jahrbuch für Wirtschaftsgeschichte / Economic History Yearbook dergisinde yayımlanan araştırma, Floransa'nın simgelerinden Santa Maria del Fiore Katedrali'nin inşaatını ve Filippo Brunelleschi yönetiminde 1420-1436 yılları arasında inşa edilen ünlü kubbesini ele alıyor.

Ridolfi, 1353-1382 ve 1417-1436 dönemlerine ait arşiv belgelerini inceleyerek çalışma saatlerini, disiplin cezalarını, iş kazalarını ve yaralanan işçilere yapılan ödemeleri araştırdı.

Çalışmanın temel kaynaklarını, katedralin inşasından ve bakımından sorumlu Opera del Duomo kurumunun idari kayıtları oluşturuyor. Günümüze ulaşan bu belgeler, Orta Çağ'daki büyük bir inşaat organizasyonunun iş gücünü nasıl yönettiğini ayrıntılarıyla gösteriyor.

Başka İşte Çalışmanın Cezası 23 Günlük Ücrete Eşitti

Floransa Katedrali'nde çalışanların işe devamı, çalışma saatleri ve davranışları çeşitli kurallarla denetleniyordu. Bu düzenlemeler arasında en dikkat çekici olanlardan biri, işçilerin başka projelerde çalışmasına getirilen sınırlamalardı.

1377 yılında alınan bir kararla usta zanaatkârların, katedral yönetiminden izin almadan başka işlerde çalışması yasaklandı. Kurala uymayanlara beş florin para cezası uygulanıyordu. Bu miktar, bir ustanın yaklaşık 23 günlük kazancına karşılık geliyordu.

1379 yılına gelindiğinde kısıtlamalar diğer işçilere ve çıraklara da genişletildi. İzinsiz işe gelmeme durumunda çalışanların işten çıkarılması mümkündü.

Bununla birlikte kurallar her zaman aynı katılıkla uygulanmıyordu. Bazı dönemlerde ustaların özel işlerde çalışmasına izin veriliyordu. Ridolfi, 1417-1436 yılları arasında bu tür izinlerin verildiğini gösteren 92 ayrı karar tespit etti.

Katedralde çalışan ustalardan yararlananlar arasında Medici, Albizzi, Peruzzi, Salviati ve Strozzi gibi Floransa'nın önde gelen aileleri de bulunuyordu.

Ancak büyük inşaat faaliyetlerinin yoğunlaştığı dönemlerde izinler önemli ölçüde azalıyordu. Brunelleschi'nin kubbesinin inşası için iş gücünün artırıldığı 1424-1429 yılları arasında, başka işlerde çalışma izni verildiğine ilişkin herhangi bir kayıt bulunamadı.

İşten Çıkarma, Para Cezası ve Hapis

Katedral yönetimi, işe devamı ve çalışanların davranışlarını da yakından takip ediyordu.

1420 yılında geçerli bir gerekçe olmadan işe gelmeyen bir işçiye 20 soldi para cezası verilebiliyordu. Bu tutar, bir usta zanaatkârın alabileceği en yüksek günlük ücrete eşitti.

Hırsızlık gibi suçlar ise işten çıkarılma veya hapis cezasıyla sonuçlanabiliyordu.

Nisan 1432'de Opera del Duomo'nun habercilerinden Nanni di Franco, mali işlerden sorumlu görevlilerin bir hizmetkârına ait pelerini çaldığı ve görevlerini ihmalkâr biçimde yerine getirdiği gerekçesiyle kurumda bir daha çalışmamak üzere işten çıkarıldı.

1434 yılında Taddeo adlı bir taş ustası da çalışma arkadaşlarının aletlerini defalarca çaldığı için kalıcı olarak işten uzaklaştırıldı. Ancak cezası belirlenirken içinde bulunduğu yoksulluk dikkate alındı.

Ridolfi'nin incelediği kayıtlar, bazı çalışanların disiplin ihlallerinden sonra yeniden işe alındığını, bazılarının ise kişisel koşulları nedeniyle daha hafif cezalarla karşılaştığını gösteriyor.

Disiplin uygulamaları yalnızca inşaat işçileriyle sınırlı değildi.

Ağustos 1431'de, haftada üç kez yapılması gereken ayinleri gerçekleştirmeyen katedral papazları kaldıkları yerden çıkarıldı. Kararın ardından eşyaları, işledikleri kusurun kamuoyuna gösterilmesi amacıyla en az bir saat boyunca sokağa bırakıldı.

Kubbedeki İşçiler İçin Özel Güvenlik Kuralları

Araştırmada, katedral yönetiminin iş kazalarını önlemeye yönelik uygulamalarına ilişkin 73 kayıt belirlendi. Bunların 41'i iş yerinde meydana gelen yaralanmalarla ilgiliydi.

Diğer belgeler ise tehlikeli çalışma biçimlerini, olumsuz hava koşullarını, şarap tüketimini ve kubbede çalışan işçilerin hareketlerini düzenliyordu.

Örneğin kubbenin üst bölümlerinde çalışanların, günlük çalışma süresince normalde belirlenmiş dinlenme aralığında olmak üzere yalnızca bir kez aşağı inmelerine izin veriliyordu.

Ağustos 1427'de çalışma sürelerini ve devam durumunu takip edebilmek amacıyla kubbeye bir saat yerleştirilmesi kararlaştırıldı. 1434 yılına gelindiğinde bu kuralları ihlal eden işçiler bir günlük ücretlerini kaybedebiliyordu.

Araştırmacıya göre söz konusu düzenlemeler hem üretkenliği artırmayı hem de iş güvenliğini sağlamayı amaçlıyordu. İşçilerin yüksek noktalara sürekli çıkıp inmesinin sınırlandırılması, gereksiz ve tehlikeli hareketleri azaltıyordu.

Katedral yönetimi kötü hava koşullarının oluşturduğu riskleri de dikkate alıyordu.

Bazı düzenlemeler, yağmur nedeniyle çalışamayan işçilere günlük ücretlerinin tam olarak ödenmesini öngörüyordu. Belgelerde, yağış nedeniyle kesilen ücretlerin geri verilmesini emreden bir karar da bulunuyor.

Ekim 1432'de kubbede çalışan ustalara yağmur sırasında daha alt seviyelere inme izni verildi. Hava koşulları nedeniyle çalıştıkları alanlara erişemeyen işçiler de başka görevlere yönlendirilebiliyordu.

Yüksekte Çalışanların Şarap Tüketimi de Denetleniyordu

Orta Çağ'daki inşaat çalışmalarında dikkat çeken bir başka konu, işçilerin şarap tüketimiydi.

Şarap, özellikle kutlamalarda ve inşaatın belirli aşamalarının tamamlanmasının ardından çalışanlara dağıtılabiliyordu. Ancak yüksek noktalarda çalışan işçilerin alkol tüketimi ayrıca denetleniyordu.

Nisan 1426'da katedral yönetimi, kubbeye çıkarılan şarabın en az üçte bir oranında sulandırılmasını emretti. Bu kurala uymayanlar için on lire para cezası belirlendi.

İki ay sonra düzenleme değiştirildi. İşçilerin sulandırılmamış şarap içmesine izin verildi ancak sarhoş olanların derhâl görevlerinden uzaklaştırılması şartı getirildi.

İşçilerin izin almadan duvarların dışına doğru eğilmesi veya duvarlardan sarkması gibi tehlikeli davranışlar da yasaklandı.

Buna karşılık, özellikle riskli görevlerde çalışanlara daha yüksek ücret ödenebiliyordu.

Eylül 1427'de kubbenin dışına sarkarak çalışması gereken üç taş ustasına günlük 20 soldi ödeme yapılmasına karar verildi. Bu tutar, önceki ücretlerine göre yaklaşık yüzde 5 ila 13 arasında bir artış anlamına geliyordu.

İnşaat Kayıtlarında Beş Ölümcül Kaza

Alınan önlemlere rağmen katedralin inşaatı tehlikeli olmaya devam etti.

Ridolfi, incelediği iki döneme ait belgelerde 39 işçiyi etkileyen 34 ayrı iş kazası tespit etti. Kazalar yalnızca katedralde değil, Opera del Duomo'nun yönettiği diğer inşaat alanlarında ve yapı malzemesi sağlayan bir taş ocağında da meydana gelmişti.

Kaydedilen en yaygın kaza nedenleri arasında yüksekten düşmeler ve taş, tuğla veya diğer yapı malzemelerinin işçilerin üzerine düşmesi bulunuyordu.

Belgelerde beş ölümcül iş kazası yer alıyor.

Bunlardan biri, Temmuz 1378'de hayatını kaybeden marangoz ustası Nanni di Zanobi'nin ölümüydü. Katedral yönetimi, ailesinin geçimini desteklemek amacıyla Zanobi'nin dul eşine dört florin ödeme yaptı.

1417-1436 yılları arasında üç ölümcül kaza kaydedildi. Ancak bunların ikisi, Brunelleschi'nin kubbesinin inşasına başlanmasından kısa süre önce, 1420 yılında gerçekleşti.

Ağustos 1420 ile Ağustos 1436 arasındaki kubbe inşaatı boyunca belgelenen tek ölümcül kaza ise Şubat 1422'de meydana geldi. Nencio di Chello adlı işçi, duvarlardan düşerek hayatını kaybetti.

Araştırmacı, tarihsel kayıtların bütün kazaları içermeyebileceğini vurguluyor. Bununla birlikte böylesine tehlikeli ve büyük ölçekli bir inşaatta belgelenen ölüm sayısının görece düşük olması dikkat çekiyor.

Yaralanan İşçilere Ücret ve Maddi Yardım

Katedralin arşivleri, iş kazalarında yaralanan çalışanlara yapılan ödemeleri de ortaya koydu.

1363 yılında Giovanni Belcari adlı bir usta, katedral duvarlarından düşerek yaralandı. Yönetim, yaralanmasının ardından kendisine on lire yardım yapılmasını kararlaştırdı.

İki yıl sonra Belcari ve başka bir ustanın karıştığı yeni bir kazanın ardından, çalışamadıkları günler için normal ücretlerini almalarına karar verildi.

Haziran 1418'de Piero di Francesco adlı bir işçi, bir tekerleğin çarpması sonucu yaralandı ve çalışamaz duruma geldi. Kendisine sekiz gün boyunca normal ücretinin yarısı ödendi.

Aralık 1378'de yaşanan bir başka kazada ise Domenico di Nardo'nun bacağına ve ayağına düşen bir taş isabet etti.

Nardo'ya başlangıçta beş lire yardım yapıldı. Ertesi yılın ocak, mart ve haziran aylarında ek ödemeler gerçekleştirildi. Toplam yardım 13,5 lireye ulaştı. Bu miktar, işçinin yaklaşık 30 günlük normal kazancına karşılık geliyordu.

Ridolfi'nin değerlendirmesine göre yardım miktarlarının belirlenmesinde, işçinin mesleki statüsünden çok yaralanmanın ciddiyeti etkili olmuş olabilir.

Ancak araştırmacı, belgelenen vaka sayısının sınırlı olması nedeniyle bu konuda kesin bir sonuca ulaşmanın mümkün olmadığını belirtiyor.

Daha Düşük Ücrete Rağmen Neden Katedralde Çalışıyorlardı?

Araştırmanın ortaya koyduğu bir başka önemli bulgu, Floransa Katedrali'nde çalışanların kentteki benzer meslek gruplarına göre genellikle daha düşük günlük ücret almalarıydı.

Katedral işçilerinin kazancı, aynı işi yapan diğer Floransalı zanaatkârların ücretlerinden ortalama yüzde 10 daha düşüktü.

Buna karşılık Opera del Duomo bünyesinde çalışmak, daha düzenli ve sürekli istihdam olanağı sağlıyordu. Ridolfi'ye göre bu güvence, düşük ücretlere ve sıkı disiplin kurallarına rağmen katedraldeki işleri cazip hâle getirmiş olabilir.

Çalışma, 14. yüzyılın ortalarındaki Kara Ölüm salgınının ardından Avrupa'da yaşanan iş gücü değişimlerine de farklı bir açıdan yaklaşıyor.

Salgın sonrasındaki dönem, hayatta kalan işçilerin ücretlerinin yükseldiği ve pazarlık güçlerinin arttığı bir süreç olarak sıklıkla değerlendiriliyor. Özellikle tarım sektöründeki ücret artışları nedeniyle bu dönem bazı araştırmalarda emeğin altın çağı olarak nitelendiriliyor.

Ancak Ridolfi, yalnızca ücretlere odaklanmanın Orta Çağ'daki çalışma koşullarını anlamak için yeterli olmadığını belirtiyor.

Araştırmaya göre Floransa Katedrali'ndeki iş gücü denetimi, 14. yüzyılın sonlarından 15. yüzyılın başlarına doğru genel olarak daha az kısıtlayıcı hâle geldi. Bununla birlikte inşaat faaliyetlerinin yoğunlaştığı dönemlerde denetimler yeniden sıkılaştırıldı.

Bulgular, Orta Çağ işverenlerinin ağır disiplin uygulamalarını iş güvenliği önlemleri ve yaralanan çalışanlara yönelik maddi yardımlarla birlikte yürütebildiğini gösteriyor.

Araştırmacı, Floransa Katedrali'nde belgelenen uygulamaların dönemin bütün iş yerlerini temsil ettiğinin varsayılamayacağını da vurguluyor.

Yine de Opera del Duomo'nun ayrıntılı kayıtları, iş güvenliğinin, çalışma disiplininin ve iş kazalarında maddi desteğin Sanayi Devrimi'nden yüzyıllar önce de büyük inşaat organizasyonlarının gündeminde bulunduğunu ortaya koyuyor.